BLOG2 yorum var - 17 Ağustos 2008 00:37anladım herşey faydasız ne olur anla sen halimi 0 yorum var - 14 Ağustos 2008 00:38Hiç inanmamıştım aşkım, hem de hiçbir zaman inanmamıştım. Beni kendime düşman edip kalbimin bir yarsını söküp alıp gideceğine... Benden başka herkes biliyordu oysa, senin günün birinde beni yarı yolda bırakıp gideceğini. Şu kahrolası dünyada bir ben vardım zaten sana inanan, güvenen, seven ve her zaman her şartta destek olan. Ama sen sana inanmayanları haklı çıkardın ve beni terk ettin. Seninle birlikte kurduğum dünyayı yerle bir edip gitmene ne sebep oldu bilmiyorum. Ben yalnızca sana aşık değildim sen benim en iyi dostumdun. Neler yapacaksam danışırdık birbirimize, hayatımızı paylaşırdık. Ağlamaktan korkmazdım. Biliyordum ki ağladığımda sen yanımda olup göz yaşlarımı silerdin. Artık ağlamıyorum bile. Seninle ilgili her hatıra acıtıyor yüreğimi. Gecen gün markette senin o çok sevdiğin acı biberlerden alacaktım . birden aklıma geldin ve ben boğulacağımı sandım. Tıkandım. Nefes alamadım. Ağlayamadım. Patates böreği yemiyorum. Ebru Gündeş’i dinlemiyorum. Bütün resimlerimizi kaldırdım. Kimsenin senin hakkında konuşmasına izin vermiyorum. Ve günde bir paket sigara içiyorum. Hayatta en nefret ettiğin şeyi yapıyorum yani. Artık uzun yıllar yaşamanın pek anlamı yok öyle değil mi?Ne için yaşayacağım ki! Seninle birlikte hayallerimi de kaybettim ben.Tek katlı bahçeli ve bahçesinde köpekleri olan bir evim olmayacak artık. Domates, biber, sebze yetiştirmeyi de öğrenemeyeceğim. salonumuzun tavanını balıkçı ağıyla süsleyemeyeceğiz.Sana sürpriz yapacaktım,yatak odamızın duvarlarını sana yazdığım aşk mektuplarıyla ve en güzel fotoğraflarımızla süsleyecektim. Bütün hayallerime evime çocuklarımıza, mutlu geleceğimize emin olduğum geleceğimize veda etmek kolay mı olacak sanıyorsun. Seni aramıyorum diye, bu kez peşinden gelmedim diye unuttuğumu zannetme. Her zamankinden daha çok seviyorum seni. Şu an şu saniye uğrunda ölebilecek kadar çok seviyorum. Öfkem de aşkımda dinmek bilmiyor. Senden sonra ben nasıl yaşarım bilmiyorum, ama senin hep mutlu olmanı isterim. Birlikte geçirdiğimiz yıllar içinde seninle yaşadığım her an özeldi, her anı doyasıya yaşadım. Beni çok mutlu ettin. Zaman içinde kızgınlığım geçince seni hep o güzel günlerimizdeki hatıralarla anacağım. Yıllar sonra ben eğer aklına gelirsem bil ki pencerenin önünde en sevdiğin şarkıyı mırıldanıyorumdur yıldızlara “Dün akşam yine benim yollarıma bakmışsın...” ( jojo ) 0 yorum var - 14 Ağustos 2008 00:33ağlıyordu adam... yanağından süzülen yaş birikerek kalbinde, ve "böyle olmasını istemezdim" in izini kazıyordu sanki yüzüne.. ağlıyordu adam.. beyaz kanepede ağlıyordu adam... seviyordu ama; "mecbur"du.... ve bir başka evin bir başka odasında, sonra bir müzik sesi duyuldu inceden..... Vakit tamam seni terk ediyorum ! diye başlayıp, .....Bu incecik bir veda havasıdır diye diye akıp giden yanaklardan... .....Kalacak tüm izlerin hayatımda diyordu adam ve dinliyordu kadın ve ağlıyordu ikisi... .....Hoşçakal canımın içi, hoşçakal diyordu kadın ve dinliyordu adam...gözyaşlarından yol yapıp sarılmışlardı birbirlerine.... cama düşen yağmur taneleri ayrıldı yolları.. adam ağladı.. kadın çok üşüdü... .... ve perde kapandı....... mevsim : sonbahardı........................................................................ 0 yorum var - 14 Ağustos 2008 00:30Haşlanmış pirinci pilav niyetine sadece senin hatırın için yiyebilirdim.. Güvendeydim ben..Ben olduğum kadar "sen"deydim.. Gittiğini anlamamışım..Sahi gittin mi , yoksa uyuya mı kaldın?? kaç haftadır her elma yediğimde aklıma Ve bir tek susukunluğunu bırakmışsın yokluğunda bol bol kullanabileyim diye.. Nazar boncuklarımızı da ben kaldırdım...bir kutunun içine yerleştirdim sessizce..Öyle ya biz diye bir şey Güvendiğim dağlara kar yağması olmuş kaderim diyorum içimden..Bir kez daha göl olmuş birileri Gölgemden korktum.. Etrafta bir sessizlik.. Bir anda vazgeçme diyor sanki gölde zıplayan bir kurbağa.. (Bir rıhtım kenarında ben bir kurbağa ile konuştuğuma inanamıyorum.. ) Göle düşen son gözyaşıma sadece güneş şahit olmuşken, içimden milyonlarca kez kuşlara ("Ne olur sevdiğim yaşıyor olsun....ne olur sadece yaşıyor olsun bari" ) Tabağımda kalan pirinç tanelerine bakıp ta neden ağladığıma anlam veremiyorlar.. Bir de neden bu kadar suskunlaştığımı anlayamıyorlar söylemiş miydim?? Ve biliyorum...bir gün sol omzumun üzerinden dalıp gittiğim o uzaklardan biri gelecek..Ve geldiğini o Kuşlarım söz verdi çünkü....biliyorum... Hem neden bu kadar suskun olduğumu merak ediyor insanlar söylemiş miydim?? (Diyemiyorum her şeyimi giderken aldı diye..Olur da birgün dönerse, döndüğünde başı onlara Bir başlarsam konuşmaya durdurmayacaklarından korkuyorum ! Ağladıkça konuşmaktan, İşte ağlamıyorsam şayet..bil ki susuyorumdur da hala.. Ama ağlarsam...................Sakınnnn!! Ama "S"EVDİĞİM.. Bir de geldiğinde gör diye, Ve kahven.. Hadi gel... Hem bak vallahi hala AĞLAMIYORUM ben ..... 0 yorum var - 14 Ağustos 2008 00:29Bir ses duydum kulaklarımda tekrar tekrar yankılanıyordu o ses.... neden.... neden.... neden diye, hıçkırıklarla beraber yatağımdan fırladım.. ter içinde kalmıştım, içimdeki sızıya anlam veremiyordum,boğazım da neden olduğunu bilemediğim düğümler vardı.Yatağımdan fırladım mutfağa doğru yöneldim bir bardak su içip kendime gelmeyi bekliyordum... hafızamı yokluyor o neden kelimesinin anlamını bulamıyordum..... delirecek gibiydim.biran önce sabah olsun istiyordum.televizyonun karşısındaki koltukta uyuyakalmışım biran.... uyandığımda çoktan sabah olmuştu.. bense hala o neden kelimesinin anlamını arıyordum.... birden irkiliverdim telefon sesiyle.telefonu açtığımda bir neden kelimesi duydum sonrası ise benden geçmişti..................... 0 yorum var - 14 Ağustos 2008 00:27Gökyüzü mehtap ışığı ile delinmişti ,sokak lambalarını kıskandıryordu ay.Sokaktan elini eteğini çekmişti gölgeler ama ara sıra bir sarhoş haykırışları duyuluyordu. Yaşlı adam çıkıp balkona bağırmak sitiyordu; Eli su bardağına gitti ;ruhu ölsede bedinini yaşatmak için son çabaları.O sıra farketti elinin titreyişlerini. Sevişmeyi özlemişti yaşlı adam.Kaç zamandır yalnızlıklarıyla sevişmekten bıkmıştı.Kim bilir nasıldı şimdi bir dişi teni? Okşamayı, okşanmayı istiyordu severek. Tam o sırada ayın ışığını arasında dişiliği gümüş hatlarla çizilmiş karanlıktaki kadının silüeti görüldü.Camdan esen rüzgar saçlarını daha da öteye itiyordu.Beyazlar içindeki kadının gülüşü ay ışığı ile netleşiyordu.Gözleri mavi bir kristal gibi parlıyor karanlıkta ay ışığını kırarak renk tayfı halini alıyordu.Şimdi daha aşk kokuyordu kadın.Böyle olsa gerek diye geçirdi içinden... Bu soğuk karanlık odada bir yatağın içinde yalnızlığa karışık sefaletini anımsayıp utandı biraz.Sonra son anların cesaretini ruhunda hissetti.Yaşlı adam gülümsedi.Yalnızlığa gömülü bir adamın ruhuna yeni bir mevsim doğmuştu artık.Gözlerin son baharına açılıyordu.Yanakları soldu.Elini kadına doğru uzattı. -Sen yalnızlığa verdiğin sözü yine tuttun.Ben geldim ama bu kez sen gittin. Kadın, yaşlı adamın eline kalbini koydu.Sonra elleri, koları, saçları ve tüm vücudu yavaş yavaş buharlaşıp yok oldu. 0 yorum var - 14 Ağustos 2008 00:24Benim duvarlarım pembeye çalmaz sevgili..Dudaklarımdan hiç yapay tohumlara bulanmış süslü kelimeler çıkmadı...Yüzüne haykırdıysam bu sevdanın adını varlığımsın,sevdamsın,yoluna baş koydugumsun dedim.. 0 yorum var - 14 Ağustos 2008 00:22Selam olsun sana, nemli gözlerimin ve ümitsiz günlerimin sebebi olan yar.Senden kilometrelerce Ne zaman ansam seni ne zaman aklıma düşsen, kalbim damarlarıma kan yerine sevgi gönderir, bütün Kimseye anlatamam kimseyle paylaşamam seninle geçirdiğim zamanları. Bir tek sessiz gecelerde Seni görmeden kokunu bile bilmeden aşık oluyordum her görüşmemizde.O bülbüleri kıskandıracak sesini duyduğum zamanlar, gönlümün çorak topraklarında bir çiçek filizlenmişti yıllar sonra, neşeleniyordumşaçma sapan bahanelerle seni arıyordum, seni dinlerken endamını hayal ediyordum gözlerimde. Sonraları teknolojinin nimetlerinden faydalanıp hep hayalini kurduğum o müthiş güzelliğini görme Herşey çok mükemmeldi, aramızda sıra sıra dağlar uzun yollar olmasına rağmen ben sana aşık olmuştum. Sana gelme ellerini tutma hayalleri kuruyordum. Sen ayın 13'ünde müsaitim gel demiştin. Sevinçten çılgına dönmüştüm ve vuslat sayıyordum. Seninde beni sevdiğini zannediyordum. Vuslata son 4 gün kalmışken senden bir ses çıkmıyordu üzülüyordum ve bir daha zor tamiri olacak Hasretin göğsümde hapis olmuş bir kedi gibi dışarı çıkmak için içimi tırmalarken, dayanamıyordum bu Sonra aylarca gelmedin. Seni unutmamı istiyordun ve sen beni çoktan unutmuştun. Kaç kere çağırdım kaç kere yalvardım Lakin boşunaydı bu haykırışlar boşunaydı bu yalvarışlar sen silmiştin beni Şimdi seni hatırlatan heryerden seni hatırlatan herşeyden kaçıp duruyorum ama nafile, adı BENA olan yar yeşile bürünmüş her yer ismini hatırlatıyor, ondördünde ay yüzünü,karanlık gece gözlerini Beni yokluğuna ve sessizliğe mahkum ettiğin günden beri , her gün böyle saçmalıyorum ve sana şiirler yazıyorum Gel gör perişan halimi, gel gör Sevdiğim K.......'nin Güzeli.. 4 yorum var - 21 Nisan 2008 16:34Eski defterlerim karıştıramayacağım kadar uzaktalar, sadece içlerinden birini kapıp gelmişim buralara.Bu gece karıştırdım sayfalarını 10_12 sene önce yazdığım şiirlerimi bile buldum içinde.Eskiye ait saklamak istediğim herşeyin bulunduğu bir kutum var şimdi emin ellerde, hiç değilse senede bir kere açıp içine saatlerce gömülmeyi seviyorum.Bir kaç ajanda,şirin not defterlerim eski fotograflar, yazılarım, şiirlerim biriktirdiğim hatıralarım.Atmaya kıyamadıklarım, yangından ilk kurtarılacaklarım onlar.. 3 yorum var - 21 Nisan 2008 16:06A: Ankara (yakında oradayım) 9 yorum var - 21 Nisan 2008 15:55Burnumun kanayacağını hissettim inceden, yakarcasına sızlamaya başladı, kutunun içindekileri görünce.. 0 yorum var - 21 Nisan 2008 15:50Bükülen zaman bir hamur gibi içine alıyor, yoruyor, yoğuruyordu yalnızlıkları. Kalabalıkların arasında mezar sessizliğine bürünen bir ruh taşıyan bir kız her şey olağanmış gibi hayatını idame ettirmeye çalışıyordu.. Yorgundu.. Aslında bulunduğu yerde olmasa, gördüğü insanları görmese, sevdiği adamı sevmese mutsuz olmayacaktı sanki..Sıkıştığı mengeneden ruhunu, yüreğini kurataraktı sanki.. Anlamsız kelimeleri sıralardı küçük görünümlü küçük kız. Bir fırtınanın ortasında asvunmasız ve çaresiz bir kayık gibi bir sağa, bir sola umuarsızca sallanan ruhu; deliklerinden su alıyor, batıyor, batıyordu.. Çıkmaya çabalamıyordu, çıkmaya çabalamı-yor-du, Artık çıkmak dahi istemiyordu.. Ankara ayazını, soğuğunu bir kenara bırakıyor, gök yüzü bir çocuğun gözleri kadar beraaklaşıp mavileşirken, kızın teni kada beyaz bulutlar gökyüzünde çeşit çeşit şekiller oluşturup oyununu sahnelerken, tüm kuşlar sözleşmiş gibi tek bir ağızdan cıvıldayarak öterken, bütün mutlu, umutlu kelimeler sıraya dizilmiş kullanılmak için beklerken, tüm aşıklar elele açık havada gezerken 'iteği'ni bıraktığı yerde unutanlar tıpkı şuan yapmakta olduğum gibi sadece çaresizce yazıyordu! Ah! Ve bir şarkıyla arabanın ön koltuğundan arka ortaya 'terfi' ediyordu kız 6 sene öncesine, bir sınav çıkışına.. Umudun siyaha çalan kahverengi gözlerinde yeşerdiği günlere gidiyordu. Hayatın oyun oynamadığı, arkadaşlıkların sonsuz olduğu, içten pazarlıklı insanların olmadığı, aşkların can yakmadığı, aşıkların aldatmadığı zamana.. Acımasız 'zaman'a karşı tek kalkanımız 'hatırlamak'ken hala, İnsanlar ne kadar irrite edici.. 0 yorum var - 20 Nisan 2008 17:23Etiyopya'nın son imparatoru olan Haile Selassie (Ras Tafari Makonnen: Veliaht Tafari Makounnen)'yi tanrının dünyadaki yansıması olarak gören dinin ve bu dine bağlı olarak ortaya çıkmış olan inanış ve düşünce biçiminin adıdır. Marcus Garvey de bu dinin peygamberi olarak görülür. Buna karşın, ne Haile Selasiye, ne de Marcus Garvey kendilerini bu dinle ilişkilendirmişlerdir. Bob Marley'nin de mensuplarından biri olduğu bu dinin kurucusu Leonard Howell olarak bilinir. Mısır kökenli Ra dinlerinin Hristiyanlık ve Yahudilik ile karışımından oluşan bir dindir. Musa'nın asıl yol gösterdiği kutsal kavimin zenciler özellikle de Etiyopyalılar olduğunu savunur. Rastafarianizim'de kutsal vadedilmiş topraklara zion (bir anlamda cennet) denilmektedir. Rastafarianistler kendi içlerinde birçok kola ayrıldıklarından değişik inanışlara ve jah kavramına sahip olabilirler. Bu dinin ilahileri daha sonralarıda Jamaika'da reggae müziğine kaynaklık etmiştir. rastanın renkleri siyah, kırmızı, sarı ve yeşildir. kırmızı, yeşil ve sarı renkleri Etiyopya bayrağı,siyah Afrika halkını temsil eder. her bir rengin kendi anlamı vardır ve bunlar rastafarianlar için çok mühimdir. siyah Afrika halkını temsil eder. sarı bütün altın mücevher ve hazineler içindir. yeşil insanların üzerinde yürüdüğü dünyadır. çoğu rastalar eski ahitinkural koyduğu yiyeceğe uygun yerler. etin sınırlı türlerini yerler. onlar kabuklu deniz hayvanı ve domuz eti yemezler. diğerleri bütün etlerden çekinirler.Nazirite yeminini kabul eden akımlardır. alkol kullanımını genellikle zararlı olarak görürler 1 yorum var - 13 Mart 2008 17:10isveçin içkisi olan ve sosyomatta absolut grubu topluğunun yapacağı partinin önemli ismi... 2 yorum var - 13 Mart 2008 12:20pipo içmeye karar verdim ama tütünü bulamadım çok güldüm yaaa pipo bana baktı ben pipoya baktımm :D:D |