BLOG

blog'a geri dön

0 yorum var - 21 Nisan 2008 15:50

Bükülen zaman bir hamur gibi içine alıyor, yoruyor, yoğuruyordu yalnızlıkları. Kalabalıkların arasında mezar sessizliğine bürünen bir ruh taşıyan bir kız her şey olağanmış gibi hayatını idame ettirmeye çalışıyordu.. Yorgundu.. Aslında bulunduğu yerde olmasa, gördüğü insanları görmese, sevdiği adamı sevmese mutsuz olmayacaktı sanki..Sıkıştığı mengeneden ruhunu, yüreğini kurataraktı sanki.. Anlamsız kelimeleri sıralardı küçük görünümlü küçük kız. Bir fırtınanın ortasında asvunmasız ve çaresiz bir kayık gibi bir sağa, bir sola umuarsızca sallanan ruhu; deliklerinden su alıyor, batıyor, batıyordu.. Çıkmaya çabalamıyordu, çıkmaya çabalamı-yor-du, Artık çıkmak dahi istemiyordu..

Ankara ayazını, soğuğunu bir kenara bırakıyor, gök yüzü bir çocuğun gözleri kadar beraaklaşıp mavileşirken, kızın teni kada beyaz bulutlar gökyüzünde çeşit çeşit şekiller oluşturup oyununu sahnelerken, tüm kuşlar sözleşmiş gibi tek bir ağızdan cıvıldayarak öterken, bütün mutlu, umutlu kelimeler sıraya dizilmiş kullanılmak için beklerken, tüm aşıklar elele açık havada gezerken 'iteği'ni bıraktığı yerde unutanlar tıpkı şuan yapmakta olduğum gibi sadece çaresizce yazıyordu!

Ah!
Ne zordu yaşamaya çalışmak!

Ve bir şarkıyla arabanın ön koltuğundan arka ortaya 'terfi' ediyordu kız 6 sene öncesine, bir sınav çıkışına.. Umudun siyaha çalan kahverengi gözlerinde yeşerdiği günlere gidiyordu. Hayatın oyun oynamadığı, arkadaşlıkların sonsuz olduğu, içten pazarlıklı insanların olmadığı, aşkların can yakmadığı, aşıkların aldatmadığı zamana..

Acımasız 'zaman'a karşı tek kalkanımız 'hatırlamak'ken hala,
acımasız 'hatırlama'ya karşı tek kalkanımızsa zamandı..
Her şey ne kadar ironik..

İnsanlar ne kadar irrite edici..
Yoruldum!
Kimseye dert anlatmak, kimsenin derdini dinlemek, kimseyi görmek istemiyorum..
Sadece yoruldum.

bu yazıya puanı basanlar: